Sosyal Antropoloji Anabilim Dalı Akademik Kadrosu:

Telefon (+90 312 310 32 80) E-posta
Prof. Dr. Aslı YAZICI YAKIN (Anabilim Dalı Başkanı) 1167 asliyaziciyakin@gmail.com
Doç. Dr. Meryem BULUT —- mbulut@ankara.edu.tr
Doç. Dr. Ceren AKSOY SUGIYAMA 1187 aksoy.ceren@gmail.com
Yrd. Doç. Dr. Halil Çağlar ENNELİ 1175 cenneli@hotmail.com
35. Madde Görevlendirmesi ile Geçici Kadro
Arş. Gör. Semra Özlem DİŞLİ, M.A. —- sozlemdisli@gmail.com
Arş. Gör. Zeynel KARACAGİL, M.A. —- zeynelkaracagil@gmail.com
Arş. Gör. Ece Didem ÖZTÜRK, M.A. —- ultygs@gmail.com
Arş. Gör. Meriç KÜKRER, M.A —- merickukrers@gmail.com
Arş. Gör. Fatma TUNCER, M.A. —- f.tncr88@gmail.com

Sosyal Antropoloji Anabilim Dalı

Sosyal antropoloji insan topluluklarının coğrafi, tarihsel ve iktisadi gerçekleriyle iç içe geçmiş olan sosyal ve kültürel çeşitliliğini anlamaya çalışan bir disiplindir. Disiplin olarak kökeni, doğa bilimlerinde kat edilen gelişimin bir paralelinin de sosyal bilimlerde yaşanması gerektiği düşüncesinin yani toplumların da aynı doğa gibi her yanıyla kavranılabilir olduğu inancının hâkim olduğu XIX. yüzyılın kalkınmacı ve yayılmacı siyasal iklimine götürülebilir. Bu ortamda serpilen sosyal bilimlerin içerisinde Sosyal Antropoloji de Edward Tylor ve James George Frazer eliyle ilk çalışmalarını ortaya koyar. Fakat bu çalışmalar disiplinin kimliğini oluşturacak teorik ve yöntemsel tutarlılık ve kuvvetten yoksundur. Disiplin için bu aşama, XIX. yüzyılın başında Bronislaw Malinowski’nin katılımlı gözlem ve dolaysız soruşturma teknikleri ile tanımladığı eşsiz etnografik metodu ile geçilir. Sonrasında kendisinin de dâhil olduğu uzun süreli etnografi çalışmaları ile Sosyal Antropoloji giderek teorik bir doygunluk da kazanır ve çağın o günden bugüne işlevselcilik, yapısalcılık, vs. teorik paradigmalarının tartışılmasında önde yer alıp önemli katkılar sunar.

Türkiye’de ise antropoloji çalışmalarına ilk kez 1925 yılında İstanbul Darülfünunu Tıp Fakültesi bünyesinde kurulan Türkiye Antropoloji Tetkikat Merkezi adı altında başlanmıştır. 1935 yılında Ankara’da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin kurulmasına karar verilmesiyle de Antropoloji Kürsüsü bu tarihten itibaren DTCF’de çalışmalar yürütmüştür. Prof. Dr. Nermin Erdentuğ’un etnoloji alanında doçent unvanını alıp alanı ile ilgili araştırmalar yapmak üzere gittiği yurtdışından dönmesi ile birlikte DTCF Antropoloji Kürsüsü”nde ilk defa 1951 yılında “sosyal antropoloji” ve “alan araştırması” dersleri açılmıştır. Sosyal Antropoloji Anabilim Dalı, 1993 yılında Sosyal Antropoloji ve Etnoloji Bölümü ve 2002 yılında Antropoloji Bölümü çatıları altında yer almıştır. Bu tarihten itibaren Sosyal Antropoloji, lisans eğitimine Antropoloji Bölümü’nde Fizik ve Paleoantropoloji Anabilim Dalları ile ortak olarak ve lisansüstü eğitimine ise bağımsız bir bilim dalı olarak devam etmektedir. Ankara Üniversitesi, Sosyal Antropoloji Bilim Dalı Türkiye’de sosyal antropoloji lisansüstü eğitimini veren bağımsız tek bilim dalıdır. Şu anda mevcut bulunan öğretim üyesi kadrosu, köy ve kent ölçeklerinde farklı coğrafi alanlarda alan araştırmaları yürütmekte, çeşitli sosyal antropoloji araştırma projelerinde yer almakta ve yaptıkları yayınlarla alana ulusal ve uluslararası düzeyde katkı yapmaya çalışmaktadır.

Sosyal Antropoloji,  kuruluş ve gelişim sürecinde önce küçük ölçekli, az nüfuslu ve kısmen küresel dünyadan yalıtılmış bir biçimde yaşamakta olan yerli toplulukların yaşam dünyaları üzerine odaklanmıştır. Sosyal antropolojinin araştırma ölçeği bugün büyümüş görünse de disiplinin köklerinde yatan yerel ve yerli odaklı yaklaşım, incelenen topluluğun sosyal ilişkileri, meseleleri, tutumları, duyguları ve anlamlandırmalarını kavramada öncelikli olarak yer alır. Bu bağlamda diğer sosyal disiplinlerin makro kavramları kullanma biçimini sorgularken veri merkezli çalışmaya özen gösterir. Sosyal antropolojik alan araştırması, incelenen alan ve toplulukta uzun süre kalarak topluluğun üyeleri ile birebir ilişkiler kurmayı gerektiren nitel merkezli etnografi yöntemi sayesinde diğer sosyal bilimlerden farklılaşır. Etnografik yöntem insan topluluklarının çeşitlilik gösteren yaşam dünyalarını ve gündelik yaşam pratiklerini katılımlı gözlem ve derinlemesine mülakat gibi tekniklerle, çalışılan alanın içerisinden yürütür. Bu yöntem sayesinde sosyal antropoloji, ilk elden ve incelenen toplumun yerel kodlarıyla oluşturulmuş verilere ulaşabilir. Sosyal antropolojinin etnografik ve veri merkezli çalışan bir disiplin olması, elde ettiği bilginin yerel odaklı olmasını da beraberinde getirir. Ancak, insan çeşitliliği hakkında yerelden hareket eden sosyal antropoloji yerelin ötesine de temas etmektedir. Günümüzde küresel süreçlerle yaşanan dönüşümler ve yerel-küresel etkileşimleri sosyal antropoloji içinde önemli yer tutmaktadır.

Sosyal Antropoloji Anabilim Dalı, Paleoantropoloji ve Fizik Antropoloji Anabilim Dalları ile ortak yürütülen Antropoloji Lisans programında ve kendi bağımsız Sosyal antropoloji yüksek lisans ve doktora programlarında öğrencilere akademik ve pratik kazanımlar sağlamayı amaçlamaktadır. Akademik kazanımlar arasında, alanın kuramsal tartışmalarının tarihsel bir bağlama oturtulması, temel alt disiplinlere ilişkin teorilerin ve kavramların edinilmesi ve etnografik bir alan çalışması tasarlama ve uygulayabilmeye dönük teorik ve pratik beceriler, alışkanlıklar ve yeterlilikler kazanılması ve geliştirilmesi sayılabilir. Bu bağlamda anabilim dalı, öğrencilere, akrabalık, din,  siyasal organizasyon, dil, tıp ve sağlık, maddi kültür ve çevre, toplumsal cinsiyet, sanat, müzik ve hukuk gibi toplumsal yaşamın iç içe geçmiş alanları ile ilgili,  veri merkezli, disiplinel ve disiplinlerarası proje geliştirme becerisi kazandırmayı ve sözlü, yazılı ve görsel maddi kültür kaynaklarını kayıt altına alabilme becerisi edindirmeyi, eğitim öncelikleri arasında sayar. Pratik manada ise toplumsal cinsiyet, iktidar, etnisite, inanç ve sınıf temelli toplumsal ayrımcılık ve eşitsizlik örüntüleri ile ilgili farkındalık geliştirme, insan çeşitliliğini önyargısız değerlendirebilme ve toplumsal sorunlara dair duyarlılık geliştirerek bu sorunlarla ilgili çözüm üretebilme yetkinliğinin kazandırılması önemli bulunan hedeflerden bazılarıdır.